Yeni bir iş, işsizlik ve Nevşehirli

17.3.09


işsizlik kötü şey. çalışmak da kötü. bu ülkede herşey kötü. zaman kötü, kolla kötü! ilk başlarda zor gelir çalışmak. girdiğin yeni ortamda çaylak sıfatı ile çekingen çekingen dolanırsın ortalıkta. herkes seni gözlemler. bütün gözler üzerindedir. bu da sıkıntı yaratır insanda, bir okadar da stres. hata yapma olasılığın artar. dalga geçiliyormuş hissine bile kapılırsın. girdiğin iş çevresinde çalışan hatunlar seni keser, ne iş olduğunu anlamaya çalışır. yüzlerinde de genelde bir sırıtma vardır ince ince. erkeklerde de bu sırıtma mevcuttur. dalgacı tavırlardır bunlar. ben kendi açımdan konuşuyorum tabi, kızlar için bu durum çok daha farklı olmalı. tahminim onlar daha rahattır. her nekadar kadın-erkek eşitliği de olsa, erkeğe daha fazla yapışmış bir kavramdır "çalışmak". bu sebeple onların daha rahat olabileceğini düşünüyorum. bu rahatlık ile "ammaaan, çalışsam neolur çalışmasam" rahatlığından ziyade, ortamda daha özgüvenle dolaşmalarını kastediyorum. ve ortamdaki hatunların bakışı birazcık kem, erkeklerinki ise hevesli olur gibime geliyor. gözlemlediğim ve uyguladığım kadarıyla.
işe girip ilk heyecan atıldıktan sonra zamanla herşey değişir. gerçek yüzler ortaya çıkmaya başlar. artık onların bir elemanısınızdır sadece. heyecanlar ortadan kalkar ama, bu olayı daha sıkıcı ve monoton bir hale getirir. artıları da vardır, eksileri de yani bu olayın. ama ben iş hayatını, sürdürmekte olduğum hayatımla alakalı ihtiyaçlarımı karşılamak amaçlı birşey olarak düşünüp ayrı bir yere koyduğum için, gün geçtikçe daha da kolaylaşıyor işler. zaten ilgi odağı olmayı sevmem. aslında herkes sever de, bu şekilde değil. tek başına ve ilk defa gittiğin bir barda 8 tane fıstığın senin başına üşüşmesi ile bir benzerliği yok bu mevzunun yani.
dediğim gibi, iş iyice sıkıcı bir hal alır. sadece benim için bu hali alsa tamam, aynı şey diğer kişiler için de geçerli. bu sebeple olayın iyice boku çıkar zamanla. maskeler düşer, herkes birbiri ile savaş halindedir. patronundan çırağına kadar. olay bir yerden patlak verir bir şekilde. ve devamında artçıları yaşanır sürekli. en son ise bir bigbang ile işten ayrılırsınız. ya kovulursunuz yada istifa edersiniz. ne farkeder ki aslında? o dakkadan itibaren işsizsindir işte.
esas konu, o dakikadan sonrasıdır. alışmışsın çalışmaya, kalmışsın bir boşlukta. e yaş da 25 ve ötesi ise, daha tuhaf bir durum. tembelliğe alışmadan yeni bir iş bulmak istersin, bir yandan da bir süre tembellik yapmak. ama her halükarda yeni bir iş korkutur insanı. bu korkunun şiddeti kişiden kişiye değişir ama, ufacık da olsa vardır insanın içinde. aynı dolambaçlı yollardan tekrar geçecek olmak sıkar insanı. yaş 40 da olsa yeni bir işte çaylak sendromunu yaşarsın sonuçta. ilk günler keyifli geçer tabi işsizlikte. bir okadar da tuhaf. sabah yat, öğlene kadar uyu. canın ne istiyorsa yap. değmesin yağlı boya! ama sonraları sıkar inceden. ama en sıktığı dönemde bile bu tembelli müthiş bir keyif verir insana. bunun adı tembelliğe alışmaktır aslında. bir süre sonra hiçbirşeyi umursamayıp doğaçlama takılırsınız. yapacak birşey bulamıyorsunuz eğer, ufak tefek şeyler uydurursunuz. sonuçta zaman burun karıştırsan bile geçiyor.

mesela şu arkadaş bence bu evrelerden geçmiş bir insan;


suçu yok kesinlikle. canı sıkılmış işte. daha yeni uyanıp yüzünü yıkamıştır eminim. yatağı bile dağınıktır. odada daha dün gece bitirdiği bir paket sigaranın dumanı vardır kesif kesif. demlemiştir çayını, yakmıştır ilk sigarasını. oturmuştur pc başına. üç beş dakika gezinmiştir nette. sarışın bir hatun fotosu görmüştür biryerlerde, eşeğin aklına karpuz kabuğu gelmiştir. şeytana uymuştur. te Nevşehir'in ücra bir köşesinde google'a "sarışın pornocular" yazıp, kendini bizim blogda bulmuştur, saat 16'ya çeyrek var iken. yadırgamak yerine anlayabilmek lazım onu!



bak Nevşehirli, seni aklamak için 4 paragraf eskittim yukarıda. kıymetimi bil!

1 yorum:

dialethic dedi ki...

o neeeeeeeeeeeeeeee

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP