Unutulanlar serisi, vol. 3

4.2.09

evet, yine düşündüm taşındım kimler unutulmuş diye. buldum üç beş isim. bulmuşken tekrar unutmadan yazayım dedim. devam ediyoruz kaldığımız yerden...

Hakan Tecimer

ekşi'de bir arkadaşımız güzel bir tanımlama yapmış Hakan için; "Tuncay Şanlı ile Arda Turan arası bir stile sahipti". gerçekten öyleydi Hakan. Arda Turan'dan çok daha teknik, Tuncay'dan daha kontrollüydü. fakat hızlı olmak ile koşmak arasında fark vardır herzaman. koşmayı pek sevmezdi. ama göz zevki bir futbolcuydu Hakan. ayağından top almaya göt isterdi kibarcası. kısa bir dönem "Oğuz-Aykut-Hakan" üçlüsü ile fırtına estirip "Metin-Ali-Feyyaz"ın tek rakibi oldular o dönemde. kişisel ve objektif görüşüm ise, bu üçlü MAF'tan daha yetenekliydi. ama kısa sürdü işte. Hakan gittikçe düştü oyundan. kayboldu gitti. hayranı olduğum Pesic'ten sonra O giydi 7 numaralı formayı. sırf bu 2 adam yüzünden o 7 numaralı formanın yeri ayrıdır gönlümde. en son 2. lig kulüplerinde teknik direktörlük falan yapıyordu sanırım. ama tam emin değilim. hörmetle selamlıyoruz Hakan Tecimer'i. O'nun şu güzel röportajını da ekleyim, tam olsun...

Manuela

şöyle bir dizi vardı ki, gayet enteresandı. şu dakka olsa seyrederim. ikiz kardeşler vardı, ikisini de aynı hatun oynuyordu. gideri de vardı kızcağızın. Manuela gayet masum bir tipti, düz sarı saçları vardı. ve çocukluk dönemlerimde sarışın manyaklığım olduğu için kaçırmazdım diziyi. hatta şöyle birşey söyliyim size; henüz 3-5 yaşında, çük kadar iken Santa Barbara dizisindeki Kelly denen hatun için senin-benim kavgası yapıyomuşum amcamla. o kadın da Robin Wright Penn'in çıtır haliymiş gerçi. maldan anlıyormuşum o yaşta bile. Sean Penn'i bu sebeple zerre sevemedim sanırım. neyse, diziye gelkcek olursak, bu Manuela'nın bir ikizi vardı, kazada yüzünde büyük hasar oluşmuş. falan. O'nun saçı ise dalgalıydı. kocası ile birbirlerini öldü biliyorlarmış. kocası da Manuela'ya yazmış karısına benziyor diye. ikiz kardeşi olduğunu bilmeden tabi. sonra da Manuela'nın ikizi icraata geçiyordu falan. kötü kalpli dadının da desteği ile. karanlık odada takılırdı bu ikiz kardeş hep. ve aklıma hep Lost'daki Jacob gelir bu hatunu düşündüğümde. ortam aynı gibiydi sanki. yok yok, Jacob o hatun, çözdüm mevzuyu. ada da Manuela'yı istiyor!

Devran Çağlar

geçen hafta Mister Ug compilation kapağında O'nu onurlandırarak beni ve nice unutanları utandırmıştı. ben de özür amaçlı Devran abiyi de ekleyim dedim bu konuya. şu yandaki resmin tatlılığına bakarmısınız! böyle tatlısını gördünüz mü? şeker kız Candy gibi kitabıma. ne Aydın'ı, ne Fatih Ürek'i, ne de kralını tanırım. benim için en delikanlısı Devran Çağlar idi o müessesede. gerçi bu adam bu işin öncülerindendir. Bülent Ersoy ekolüdür. o sebeple bu en başta yazdığım isimlerle adının geçmesi bile hakarettir. ama saygımdan dolayı daha ağır hakaretler etmek yerine böyle bir hakareti seçtim. yıllarca delikanlılığını koruduğu varsayımım tamamen bıyıktandır. kesmedi yıllarca adam. gönlümüzde taht kurdu bu davranışı ile. az buz da değildi bıyığı, gürdü. tükürse orda kalırdı, çorbanın yarısını emerdi kaşıktan. ama duydum ki kestirmiş sonunda, hem de pipisiyle birlikte. hadi çükü kestin, bıyığı ne kesiyon. yanlışlıkla mı kaydırdın jileti?

Playmen

gavurun Playboy'una karşılık "yerli malı, yurdun malı" felsefesi dahilinde 80lerin ortasında çıkmış harika bir dergidir kendisi. pederin arşivde vardı bunlardan baya, gerçekten güzel bir dergi olduğunu oradan biliyorum. ve işin ilginci, nette bu dergiyi kurcalarken ilk sayısında rahmetli, Türkiye'den çıkan en güzel kadınlardan biri olan Derya Arbaş'ın kapak olduğunu öğrendim. pederin arşivde de Derya Arbaş kapaklı bir Playmen hatırlıyorum çok net bir şekilde. demekki peder ilk sayıdan takip etmiş, vay hınzır! kimleri kimleri gördüm ben o dergide. ver elini Harika Avcı, ver elini Yasemin Evcim! keşke yerini bilseydim dergilerin ama kesin atılmıştır zaman içinde. gittigidiyordan satılıyor kendisi, düzsem mi acaba seriyi. 90ların ortasında yayından kaldırılmış, çok yazık. yok yok, ben seriyi düzeyim!

Pete Sampras

tutturdular bir Nadal, Federer, kıl, yün, tüy. Sampras ne çabuk unutuldu gençlik? hadi 30 yıl evel olsa neyse de, daha dün bıraktı adam. ayak izleri duruyor toprak kortlarda. forumun birisinde adamın biri çok güzel birşey söylemiş; "Pete Sampras bana göre en iyisidir ve öyle de kalacak çünkü o en iyiler zamanında şampiyonluklarını kazandı Agassi, Becker, Rafter, İvanisevic bunların hepsi üst düzey tenisçilerdi ve Sampras bunları yenerek şampiyonluklarını kazandı". helal olsun çocuğa. ve şuanda tam olarak aklıma gelmeyen bir ünlü basketbolcunun (sanırım Steve Smith'ti) bir cümlesini aklımda kaldığı kadarıyla aktarmak istiyorum; "Jordan'ı savunmak, Pete Sampras ile 4 saat boyunca maç yapmak gibidir". bu sözü açmaya gerek yok, anlayan anladı. he kaşı gözü düzgün çocuktu ama, ne Federer gibi bebek yüzlüydü, ne de Nadal gibi orasına burasına bandana takıp saçı badem yağıyla besleyip, kıllarını, yünlerini törpüleyip şekil şekil pozlar vermiyordu. hadi Sampras'i geçtim, daha Agassiler, Beckerler var. hadi onları da geçtim, Hülya Avşar var. Hülya'nın da gençliği gider hertürlü, konuyla alakası olmasa da. aramızda kalsın!

9 yorum:

dialethic dedi ki...

kapaktaki hatun nasıl bir bakış atmış öyle? fotoğrafçı da gerizekalı olmalı. bi de fiyatın altında yazan toplu konut fonu acaip.

kelebenk dedi ki...

hayır devran çağlar'ın o fotoğrafındaki tezat nedir...

şirin bambi saçı ve bakışı ama dayı bıyığı...

Okhy Dokhy dedi ki...

"gün olur, devran döner" dedikleri bu mu?

talento dedi ki...

bu manuela'nın ikizi isabel, kaza geçirdi, suratı dağıldı. peki niye hırıltılı bi sesle konuşurdu hep?

Okhy Dokhy dedi ki...

odadaki rutubet balgam yapmıştır abi, nebilim.

ya da senaryoda öyle yazıyodur.

cem dedi ki...

sampras'ı unutanlar, boris becker'i nasıl unuttu peki üstad?

Okhy Dokhy dedi ki...

doğru dedin. insanoğlu nankör. hülya da unutulur yakında!

Adsız dedi ki...

ÇEK BİR SORTİ, HEYECANLI OLSUN! - emre karacaoglu

Okhy Dokhy dedi ki...

ahahahha, valla görmemiştim onu Emre.

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP