Nice 25lere Mister Ug!

1.2.09


2001'de tanıştık Mister Ug ile. üni'nin ilk günüydü sanırım, ya da ikinci günü. Dokuz Eylül Üniversitesi'nin İ.M.Y.O. kampüsünde B bloğun kapıdan girişte, soldaki ilk sınıfındaydı dersimiz. biraz geç kalmıştım, ama hoca falan yoktu. içeride daha evelden birbirini tanıyan fırlamaların yaygaraları kopuyordu, te koridora kadar geliyordu sesler. sınıfın kapısının solunda kullanılmayan bir öğretmen masası vardı, üzerinde de bir hippi oturuyordu. adam harbi hippiydi lan! ama belli ki farklı bir şehirde okumaya gelmiş olmanın çekingenliği vardı içinde. dersin o sınıfta olup olmadığını sordum, "evet burda" dedi. "niye girmiyon abi ozaman?" dedim, "abi görmüyonmu içerideki kıyameti, kendimi hazır hissetmiyorum sanırım" gibisinden birşeyler söyledi. üç beş kelam ve tanışmadan sonra girdik sınıfa ikimiz. sınıf dünya karması gibiydi. ama bu adam diğerlerinden farklıydı bariz, birtek onla kafamızın uyacağını düşündüm en baştan. O'nun ürkekliğine destek oldum ilk dönemlerde, gezdik dolaştık, şehir tanıtımı yaptım bol bol. Kemeraltı'ndan O'na ayakkabı aldığımız günü bile unutmam. öyleyken böyle oldu, gelişti arkadaşlığımız. çok şey paylaştık bir sene boyunca. bir sene boyunca sabahladık, dertlerimize, mutluluğumuza, aşklarımıza, kılımıza, yünümüze ortak olduk. az mı Sabbath çaldık rutubet kokulu stüdyo köşelerinde, az mı çürüdük Akdöküm denen nazi kampı fabrikada staj yaparken. tek tek anlatmaya kalksam 4 gün sürer sanırım. derken bölümden soğudu, döndü memleketine. baya bi uzak kaldık, sonra tekrar irtibata geçtik. hayatımın en boktan dönemlerinde bana destek oldu olabildiğince. evini açtı, kol kanat gerdi bana İstanbul köşelerinde. kendi kadar güzel insanlarla tanıştım O'nun sayesinde. şuanda beraber bir blog yürütüyoruz, ama ilerde kimbilir neler yapacağız, haddi hesabı yok. o adam artık 25 yaşında, çeyrek asırı devirdi. ki bizim bu çeyrek asırlar diğerlerininki gibi kolay değildir, bilirim. ama alnının akıyla başardı, güzelliini, kişiliğini, duruşunu herdaim korudu bu hippi herif. ve herzaman her sözüne saygı duyacağım, "höt" dese bile ondan bi anlam çıkarmaya uğraşacağım biri oldu. nice 25 yıllara dayı!, nice diyorum ama, iki 25lik daha çıkarırsak ne mutlu. sana da bulduğum en güzel pastayı koydum, çaktırma! sağ lobuna rusça "dayı doğumgünün dündü demi? hay amk! olsun abi, alıver artık!" yazdırdım. mum dikemedim, ayıp olurdu! parmaklama pastayı! ortadan da yeme!

2 yorum:

hysteresis dedi ki...

olum beni de ağlatçaksınız lan!

talento dedi ki...

izmir'deki 1 senenin sonunda gebze'ye geldi ve okul durumunu falan anlattı bana. durum böyle, inceden bok gibi dedi. ben de dedim bırak olm. bırak gel gebze'ye. krallar gibi dersaneye gideriz, ordan da marmara'ya. zaten inceden meyilliydi, ben de anılarınıza acımadan ısrar ettim. durum bundan ibaret.

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP