In the Name of the Father

25.2.09


ben daha çocukken evimizde Cine5 vardı. ve o dönemde bu dekoder sayesinde çok sağlam filmler seyrettim. hatta tekrar tekrar, onlarca kez. "Ölü Ozanlar Derneği"ni en çok seyreden adamımdır misal. ama birçoğunu hatırlayamıyorum bile. şuanda tekrar indiriyorum bazılarını. ama içlerinden bir tanesi vardı ki, o yaşımda bile ağzıma sıçtığını hatırlıyordum. ama yıllarca seyretmemiştim O'nu da, az çok hatırlıyordum ama. geçenlerde indirdim. "In the Name of the Father" denen lanet film. "yuh be, 10 kere izledik, bize mi anlatıyon" diyen desin. şu blogda küçük de olsa bir yeri bulunması açısından bu yazıyı yazma gereksinimi duydum. zaten Daniel Day-Lewis denen adam karizmanın son noktalarından birisidir, bu bir gerçek. ama oyunculuk konusunda artık en büyüklerin arasında yer alabileceğine inanıyorum. sadece proje yönünden şanssız bir abimiz kendisi. kıymeti pek bilinmiyor açıkçası. gerçi sırf o oynuyor diye STV'deki "Büyük Buluşma"yı bile izleyebilirim. yada "Çiçek Taksi"yi falan...


film ise harbiden çok acı. bok yoluna gitmek dediğin budur işte. içine edilmiş, yutulmuş bir hayat. ve gerçek hayattan alınmış bir olay olması daha da koyuyor insana. kimbilir kaç kez yapılmış olan bir olaydır bu gerçi. derine inmek istemiyorum, okuyanlardan bir kişi bile izlememiş ise spoileri yemesin böğrüne. şu filmin güzelliğinden mahrum olmasın. Pete Postlethwaite'in oyunculuğuna da dikkat çekip ellerinden öpmek gerekir tabi. bir de filmin giriş müziği var ki, zerre sevmediğim U2'nun yaptığı en güzel şeydir heralde. Emma Thompson'ın hemen hemen hiçbir mevzusu yok filmde. neden afişlere konmuş yada adı kocaman yazılmış bilmiyorum. e tabi isminden dolayıdır herhalde.
he bir de, Daniel abimiz Jim Morrison'ı oynadı mı hiç? yoksa ben mi yıllarca kendisine bu rolü yakıştırdığım için kafamda böyle birşey oluşmuş? oynamadıysa eğer, oynamalı kesinlikle. bi söyleyiverin. şu dakka aklıma geldi de, Nick Cave'i de oynayabilir!

bu yazı ile Daniel abimize ve filme olan saygı ve hörmet gösterimi yerine getirmişliğin mutluluğunu bir incebelli çay ve sigara ile pekiştirmek istiyorum müsaadenizle...

2 yorum:

alengir dedi ki...

Cine5'de harbiden sağlam filmler vardı.Hatırlıyorum da bir seferinde,mahalle bakkalını film çekiyoruz diye dolandırmaya çalışan iki elemanın olduğu süper bir kısa film vardı,fena güzeldi...

talento dedi ki...

adamda steve vai ile luca toni arası bi tip var. ama ikisinden de hallice.

doors filmini diyosan val kilmer oynadı onda ama başka projelerde canlandırıldı mı jim morrison bilmiyorum. ama tip rahat gidermiş. hatta ufak bi makyajla beni bile oynar bu adam. makyaj dediğim de saç rengi falan yeterli. gerisi ben işte.

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP