Battlethepinkrobots Compilations, vol.3

6.2.09


Battlethepinkrobots Compilations tüm hızıyla devam ediyor. ama busefer çok farklı bir biçimde. malum havalar soğuk, kapalı, kasvetli, moraller bozuk, kriz diz boyu, şu, bu. açacaksın paranın yettiği içkiyi, atacaksın bu albümü loopa, küfredeceksin Okhy'e, "dostmusun, düşman mı be birader" diyeceksin gecenin sonunda. zaten bloga giren üç beş kişi var, onları da zehirleyim olsun bitsin. çiğköfte gibi bir albüm. yerken iyi, çıkarken kötü!

1- Oceansize - Commemorative 9/11 T-Shirt

Everyone into Position gibi bir albümden sonra Frames'in nete düştüğü haberini aldığımız gibi çektik Mister Ug ile, aynı anda dinledik o gece. O albümü çokiyi analiz etmişti 2 tur dinleyip, ama ben ilk şarkıda takılmıştım. huyum kurusun, Ug hiç sevmez bu huyumu. daha sonra diğer şarkıları dinledim, zayıf gelmişlerdi bu şarkıdan sonra. albümü anlayabilmem, değerini farketmem aylar sonrasına nasip olmuştu. sırf şu şarkı bokuna. mükemmel bir şarkı. hele de benim gibi sizin de bir commemorative tişörtünüz var ise fena üzer adamı. burdan "komando tişört" diyen İlkay arkadaşıma da sevgilerimi iletiyorum! aslında haklı adam, "83/2 bilmemkaçıncı komando birliği" gibi tişörtler de yok değil...

2- A Perfect Circle - The Noose

bilenler bilir bu ızdırabı. öyle bir şarkıdır ki, ingilizce bilip sözlerini anlamanıza gerek yok. onun bokuna öldüğü kalleş yarine ettiği sitemi iliklerinizde hissediyorsunuz zaten. Maynard gibi bir adam ediyor bu sitemi hem. melodiler de sitemkar, delayler kemiriyor insanı. öldürmez, süründürür şerefsizim. fevkaladenin fevkinde gitar tonları var, nasıl da buluyor imansızlar. Behringer V-Amp'ten neden çıkmıyo lan bu sesler? kulaklıkta mı sorun var acep?

3- Dredg - Scissor Lock

Scissor Lock denen Japonistan karabasanı mevzuları. tehlikeli gerçekten. albüm zaten sanat eseri, bu şarkıyı da seçerken zorlandım açıkçası. ama bu başka, evet. en sevdiğim kayıtlardan birisidir bu albüm, enstrüman, atmosfer, vokal bütünlüğü inanılmaz. besteler de 10 numara olunca tadından yenmiyor. ama bu şarkı 11 numara. negüzel söylüyon lan Gavin. adı Gavin ise korkacan, bunu anladım. listenin son şarkısı yapmayı düşündüm ama, uykuyu kaçırmak istemedim açıkçası. bu arada burdan sesleniyorum Dredg'e; hani olm yeni albüm? 2006nın Mayıs ayından beri "yeni albüm geliyomuş" laflarını duyuyoruz! ayıp be!

4- Godspeed You! Black Emperor - Moya

albümün en sakat 5 şarkılık serisi başlıyor bu şarkı ile. kendisinden sonraki şarkı ile gönlümdeki 1 numarayı paylaşıyorlar belki de. ara ara sıra değiştiriyorlar falan. her ruh halinde, her dinleyişinde aynı şeyleri hissettiren, bakışlarımın mal gibi bir taraflara dalmasına sebep olan bir şarkı. şu şarkıyı yapmış olsam Mister Ug ile muhattab olup da beraber blog yazmazdım. şarkıdaki akustik inanılmaz. kopkoyu bir şarkı, karanlık manasında değil ama kesinlikle. kıvamı koyu. kremalı mantar çorbası gibi, civa gibi. özkütlesi hayli yüksek. GYBE'nin bu şarkıdan sonra dağılması gerekirdi belkide. söz möz yok şarkıda ama Ceza yada Sagopa'dan daha hızlı konuşuyor. daha çok kelime barındırıyor. öyle birşey işte, saçmaladım belki de, öhöm...

5- Mogwai - Ratts of the Capital

al sana post-rock! beni bu müzik türüne bağlayan, hayatımı ve müzik görüşümü değiştiren, nice gruplar ağzıyla kuş tutsa beğenemememi sağlayan, bilgisayar ve mp3 çalarımın olmadığı bir dönemde sırf bu şarkıyı progarchives'den dinlemek için internet kafelerde süründüren, hatta ve hatta grubun çıtayı kendilerinin bile ulaşamayacağı bir yüksekliğe koyup, bestelediğine, kaydettiğine pişman olduğu şarkıdır. üstteki şarkı ile çekişir dururlar ama bunun yeri ayrıdır. "lan bunu ben yapsam ne olurdu" cümlesini en içten sarfedeceğim şeydir. anlatılmaz, yaşanır. "aha dur yine çalayım" olursun, benim şuanda olduğum gibi. ve bütün gece döner o, öyle bir huyu vardır. allahından bul Mogwai!

6- Magyar Posse - 6

Mister Ug günün birinde "abi bir albüm buldum, böyle birşey yok. böyle soğuk melodiler yok!" diye paniğe kapıldı, "noğluyo lan?" diye mevzuyu anlamak için çektim albümü. ipim kuşağım denk iken 2007 yılının ağzına sıçıverdik bu albüm ile. sen de allahından bul Ug. sadece ben değil, bir grup insanın da hayatına mal oldu. helal olsun diyoruz yapanlara, böyle büyük hissiyatlarla müzik yapanların arkasındayım her daim. çift gitar, 2 melodi, dakikada 3 trampetli, bol tütsülü gotik doom gruplarından bahsetmiyorum tabiiki. albümdeki şarkılar 1,2,3,4,5,6,7 olarak adlandırılmış. gerçi myspace'de farklı bir ad konmuştu bu şarkıya ama, aklımda değil şuan. 5 şarkı boyunca geren albümün patlama noktası kesinlikle. üstteki 2 şarkıyı yapan gruplarla birlikte en sevdiğim post-rock grubudur. bu 3lüden gayrı dinlemiyorum da gerçi çok zamandır. neyse, fazla uzatmayalım. 6 felakettir. hani "bir sepette yedi yumurta var. altı çıktı, kaç kaldı?" sorusu vardır ya, cevabı "hepsi kırılır" olan. bu da öyle, bu şarkı olmasa diğerlerinin de kıymeti kalmazdı, gibi. ne dedim ben?

7- Jaga Jazzist - Swedenborgske Rom

üsttekiler post-rock yapıyor ise bunlar da post-jazz yapıyor diyelim. üstteki gruplardaki, müziğin teknolojik yönlerini iyi kullanmanın yanında büyük hissiyata sahip olma özelliğine ek olarak büyük bir teoriye sahip olduklarını yaptıkları müziğin her noktasında belli ediyorlar. 3:30a kadar usul usul giderken, koro vokal ve yaylılarla ruhumuzu okşarken, o andan itibaren dönüşü olmayan bir yola giriyor şarkı. 5 dakika boyunca aynı sakat melodi etrafında katman katman büyüyor da büyüyor. kartopuyken çığ oluyor. her dinlediğimde aptal gibi olurum. gol sevincinde arkadaşlarını köşe gönderine çağıran Hakan Şükür şaşkınlığını alır sıfatım.

8- Ulver - All the Love

2007 yılını zehir eden bir diğer albüm daha. Garm'ın yapmadığı bir bu kalmıştı, bunu da yaptı. daha albümün başındaki 2 şarkı ile 2 golü attı bize. sonra kontrollü bir oyunla birkaç gol daha buldu. ilk yarıda farkı açtıktan sonra 2. yarı pek zorlamadı kendini de bizi de. Barcelona gibi albüm. albümün tarifi tam olarak budur benim için. şarkının tarifi yoktur. Garm'ın tarifi ise şarkının her noktasında var, böyle birşeyi ilk defa yapmasına rağmen. "Garm nedir?" diye sorarlarsa cevabı 2:05de olmadık yerden giren ters piyanodur mesela. kulaklıkla ilk dinlediğimde başka biryerden geliyor sandım sesi. yoksa öyle birşey yok da benim mi kafamda oluşuyor bu piyano melodisi? bir bakın hele, siz de dinleyin babanızın hayrına. cevabınızı bana bildirin, kıllandım çok. (albüme yönlendirme çabaları)

9- Opeth - Burden

bu da 2008in en bomba albümünden nadide bir şarkıdır benim için. daha evel albüm hakkında birşeyler yazmıştım, "bu yılın en büyük albümü, 'My Arms Your Hearse'den sonra 'Blackwater Park' ile birlikte en iyi Opeth albümü" demiştim.aynı şeyler hala geçerli benim için. eşsiz bir mellow havada, harika icra edilmiş bir beste. dozunda hüzün, bolca prog rock esintileri, harika klavyeler, 10 numara vokal ve vokal melodileri, özenle yazılmış gitar solo atışmaları da cabası. he bir de enteresan bir outro denemesi. daha ne olsun! Opeth yapıyor kardeşim, artık tam olarak eminim. hiçbir şüphem kalmadı bu gruptan. Mikael de konserlerde isterse mezdeke şov yapsın, çükümde olmaz afedersiniz. bize böyle albümler, böyle şarkılar gerek.

10- Nick Cave & The Bad Seeds - Black Hair

rock alemlerinin "Hairy Mature" abisi, adam gibi adam, karizmanın sözlük karşılığı olan Nick Cave dayının PJ Harvey ablamızın ardından yaktığı ağıttır. sözler felakettir zaten. arkada ise Warren Ellis amca akordiyonla gerer mevzuyu. Nick'in üstüne gelir, daha da üzer adamı. "The Boatman's Call" albümü için sıradan, senin benim gibi adamlar için ise inanılmaz bir şarkı. hele sonda "Today she took a train to the West" der ki, nekadar basit ve içten bir anlatımdır o. PJ Harvey'in götü kalkar o günden sonra tabi. yanlış yaptın be Nick abi, kaçan kovalanır!

11- Shining - Ytterligare Ett Steg Narmare Total Javla Utfrysning

İsveç blackmetalinin Justin Timberlake'i olan Kvarforth'un grubu Shining'in ebemizi belleyen "V:Halmstad" albümünün giriş parçası. "Yettigari" diye anıyorum bu şarkıyı. şarkının adını kopyalamadan yazana Lindsay Lohan veriyormuş. bunu duyar duymaz ezbere giriştim ama yine nafile, kopyalayıp yapıştırdık. albüm de 2007'de bana yapıştırdıydı aynen bu şekil. aslında şarkı değil de, albüm yapıştırdı. 2007'mi mahfetmişim be arkadaş. şurada dlikanlı gibi bir açıklama da yapayım; aslında ben bu albüme bu grubun "Besvikelsens Dystra Monotoni" parçasını koyacaktım. Yettigari'yi koymuşum. ama aşağı kalır yanı yok. beni yıllarca mesafeli kaldığım blackmetal ortamlarına atan albümdür. gerçi o ortamla ilişiğim bu ve bir iki gruptan ibarettir hala. Identity filminden efsane bir alıntı ile başlıyor parça ve albüm: "As I was going up the stair, I met a man who wasn't there. He wasn't there again to-day. I wish, I wish he'd go away". hayatımda yorumcunun acısını en çok hissettiğim albümdür. bu şarkıda da durum bundan ibaret. sanki vokali yaparken bir taraflarını jiletle kesiyorlar veledin. gerçi bu da uzak bir ihtimal değil, adamın şekle bakarsak. bi ara arkadan öksürük, tıksırık sesleri bile geliyor. can alıcı, gaza getirici riffler havada uçuyor. aralara ise güzel akustik gidişler var enfes vokal şekli ile birlikte. şarkı ne ise albüm de o, ona göre organize olun. öf amma çok şey yazdım bu şarkıya, yeter.

12- Thom Yorke - The Eraser

Thom amca tek başına laptop'ı ile yapmış diye duydum bu albümü. gördüğüm yerde "abi ses kartın ne?" sorusunu patlatıcam kendisine, daha selam vermeden. gayet minimal, gayet naif, tribin bini bir para. aynen Thom Yorke gibi bir albümün en sevdiğim şarkısı. güzel bir bitiş şarkısı olacağını düşünüp koydum kompileyşına. cızırtılı, can alıcı bir melodinin arkasına beklenmedik ters bir ritm girerek bitiyor şarkı. ya ritm ters, ya da ben melodiye yanlış yerden başlıyorum, yanlış kuruyorum kafamda. bir bakın hele, bana yardımcı olun. (yönlendirme 2)

linkleri de şöyle vereyim;

http://uploaded.to/?id=rkyczw

yada;

http://rapidshare.com/files/194383122/ugandokhybattlethepinkrobots_compilations_vol3.rar.html


şarkıları biliyor olabilme ihtimaliniz yüksek. ama bir de şu anlattıklarımı düşünerekten, hepsini aynı albümün içinde dinleyin. vallahi ben apayrı bir hava aldım. (yalancıyı Ali Kırca ....)

5 yorum:

ug kun dedi ki...

okhy kimin cenazesi var abi? ne kadar basık şarkı varsa doldurmuşsun şerefsizim. zift gibi, asker postalı gibi albüm olmuş

dialethic dedi ki...

bu albümle alkol almak lazım ama hangisini? rakı yakışmaz, viski olmaz, bira kesmez. votka mı acep?

Adsız dedi ki...

okhi, terichler nefis! - emre karacaoglu

Okhy Dokhy dedi ki...

saolasın emre. bu arada, harbiden ben de net bir alkol bulamadım şu albüme uyacak.

ug skywalker dedi ki...

bu albümle zıkkımın kökü içilebilir abi, ya da zift falan.

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP