Unutulanlar serisi, vol. 2

14.1.09

güzel bir seriye başlamışım, sonra unutmuşum. adına yakışır bir seri olmuş bu da, unutulmuş. neyse, girişelim unutulmuşlara;

Unutulanlar serisi

27.11.08 tarihinde OkhyDokhy tarafından başlatılmış bir seridir. birdaha yüzüne bakmamıştır eşşoğlubeş. oysa istediği reytingi de yakalamıştır bu başlıkla. ama OkhyDokhy bu, her başarılı olduğu işi yarıda bırakmış bir adamdır. yazacak pek birşey bulamadığı, yoğun, tıkanık, kendinde olmadığı bir dönemde blogu öksüz bırakmamak adına birşeyler yazmaya kasarken aklına gelivermiştir. ama kesinlikle iş olsun diye yazı yazmaz bu başlığa Okhy, sizin bile unuttuğunuz isimler aşağıda tek tek yer alacaktır.

New Kids on the Block

80lerin ortasında kurulup 90ların ortalarına kadar genç kızların sevgilisi olmuş bu grup kimbilir kaç zamandır aklımızın ucundan geçmemiştir. birbirinden civelek beş cankuş olan Jordan Knight, Jonathan Knight, Joey McIntyre, Donnie Wahlberg ve Danny Wood az fink atmazdı genç kızların gönüllerinde. ilk boybandlardandır kendisi ve bu kavramın önemli bir hal almasında büyük emekleri vardır. bu bizim için hayırlımıdır hayırsız mı bilinmez, ama bu adamlar bu müessesenin kurucularındandır, bu bir gerçek. "step by step, uuu beybee'' diyerekten o dönemin genç delikanlılarına idol, kızcağızların duvarlarına poster oluverdiler. nette gezinirken karşılaştım, geçen sene yeni bir albüm çıkarmışlar. benim haberim yoktu şahsen bu yazıya başlarken. demekki birçoğunuzun zihninde taze taze yer alıyor adamlar. ama napayım, ben duymadıydım. hem unutulan, bu adamların eski hali değil mi sonuçta?

Ron McGovney

eski blogumda ''bahtsız bedevi'' olarak yazmıştım bu adamı. ortamda müzik konusunda iki üç yorum yapsa ''hadi len'' dersiniz içinizden, kaale almazsınız. rock barlardaki yancı tiplere benziyo kendisi. ama gel gelelim bu adam gelmiş geçmiş en büyük müzik markası Metallica'nın ilk basçısı. ilk basçı olmanın haricinde ilginç bir olay var. adamın kullandığı bas beyaz ve explorer kasa bir gitar. bu da James Hetfield denince akla gelen ilk sahnedir. ayrılmaz ikilidirler. ve büyük ihtimalle bu efsane karenin çıkış noktası Ron'a dayanıyor diyorum ben. hayat enteresan gerçekten. Ron daha sonraları da müzik yapayım demiş, millet bu sahnedeyken ''abi bırak şarkıyı da, James nasıldı? muhabbeti iyimiydi?'' gibi sorularla bezdirmiş herifi, ''sokarım müziğine afedersin'' demiş, bırakmış. şimdi Los Angeles'da esnaf lokantası işletiyordur sanırım.

Helene et les garcons

izleyip de sevmeyen var mıdır bilmiyorum. ben hastasıydım. yaşım 12-13 falandı yanılmıyorsam. bir grup Fransız genci civarında dönüp duruyordu konular. pek de hatırlamıyorum mevzuları, ama derin meseleler değildi. öpüşür, koklaşır, tırt müzik yaparlardı. Helene tatlı hatundu, sevgilisi de Sebastian'dı sanırım, eleman basçıydı yanılmıyorsam. ama bir Jonanna vardı ki, fıkır fıkırdı, şıkır şıkırdı. sevgilisi vardı, Christian. Kri Kri derdi ona. kötü bir davulcu ve de gayet şebelebettin bir karakterdi. bir de Joanna'ı götürdüğünden gıcıktım kendisine tabi. güzeldi, hoştu, hertürlü giderdi dizi. birdaha olsa yine seyrederdim. Kavak Yelleri'nden iyidir. enazından sırayla birbirleriyle çıkmıyolar, efendiler, mutaassıplar.

Laff-a-Lympics

ben hep Yogi'nin takımı tutardım. Scoobyler çok güçlü oluyodu çünkü. enazından Kaptan Mağara Adamı'nı Yogilere verselerdi. Gerçek Kötüler de gayet sempatik gelirdi bana. ne cebelleşirlerdi anasını satayım. yarışlarda en çok lider kalma süresi onlara aitti hep. başarı için her yol mübahtı onlara göre. ama hiç kazanamazlardı, üzülürdüm hallerine. Yogiler her yarışı kazandığında Fenerbahçe gol atmış gibi sevinirdim. şimdi oynasa yine izler, yine sevinirim. nerde o zamanlardaki çizgifilmler? William Hanna ile Joseph Barbara'nın köpeği olurum! ama olsun, TNT'nin çizgi film kuşağı da iyidir, hoştur, progresiftir...

10 yorum:

sinem dedi ki...

benim de sıralamama kötüler-yogiler-scoobyler şeklindeydi. hala da scooby doo'nun ve ayyaş sarışın kankasının ağzının üzerine çakmak isterim bi tane. kasım ayında kanal 7 akşam üzeri veriyordu, bir kontrol et derim ben. izlerken hala aynı zevki alacağını garanti ederim :)

ug kun dedi ki...

sukubilerin takımın hastasıydım ki aralarında 3-4 adet hippi çıtırı barındırmalarının bunda etkisi vardır heralde. çok trip çizgifilmdi vesselam

talento dedi ki...

"helene et les garçons" demiştim 2 sene önce libadiye'de fransız arkadaşlara. başta anlamadılar, sonra biri "höle elö gahons?" dedi şaşkın bi ifadeyle. çok şaşırdılar bilmeme, uzunca konuştuk üstüne. anlamını sordum, dünyam yıkıldı "helen ve genç çocuklar" demekmiş. olsun. helen hoştu, laly klastı, johanna biraz az konuşsa 10 numaraydı. sebastian basçıydı ama laly'nin görüştüğüydü. helen'in konuştuğu nicolas'tı, gitaristti. bi de jose vardı gökhan kırdar modeli klavyeci. sintsayzır kelimesini ondan öğrendim. benedict diye bi bronz hatunu vardı ve bi ara adeline diye başka bi hatuna sarıyodu.

helen orijinalde şarkıcıydı galiba, onun üstüne çekiliyodu dizi, şarkılarını o söylüyodu falan. fransız çocukların anlattığı kadarıyla helen o zamanlar fransa'nın en ünlü hatunlarındanmış, dizi bittikten sonra süper baba'nın fiko'su gibi piyasadan kaybolmuş.

ayrıca bi de bu dizinin ekürisi vardı "ilk öpücük" vardı. bu dizideki hatunlardan biri helen'di ve ara ara bu diziye konuk olurdu. bi de "oh la la" diyen bi kız vardı bu dizide.

talento dedi ki...

bu arada scooby'lere kıldım ben de. solo çizgifilmlerini de hiç sevemedim zaten. sıralamam okhan'ınkiyle aynıydı. kötülere yapılan haksızlığın haddi hesabı yoktu. senarist kurbanıydı garipler.

voodoo girl dedi ki...

benim de aklıma direk talentonun yazdığı "ilk öpücük" dizisi geldi. her kıyafetine göre ayrı renk gözlüğü olan bir kız vardı bir de orda, çocukluğumuzun moda anlayışı :)

YapiYapo dedi ki...

Okhy sen benim geçmişimle ilgili çok önemli bir ayrıntıyı ve bir gizemi gün yüzüne çıkardın dostum.Yıllar yılı ben niye hep frankofon kızlara ilgi duydum,onlar yüzünen hayatımı zkip attım şimdi anlamış bulunuyorum ve odamın balkonundan puslu havaya derin derin bakıyorum.Fakyu helene garçonz

Okhy Dokhy dedi ki...

valla benim de aklıma ilk o gelmişti voodoo. ama bu daha ağır bastı.
talentocuğum, alinde dvdleri mi var bu dizinin, ne iş?

talento dedi ki...

yok ama dün bunları hatırladıktan sonra ufak bi araştırma yaptım. dvd'leri mevcutmuş dizinin. ebay'de falan denk gelirse uygun bi fiyata alınabilir. bi de şimdi aklıma geldi, o yıllarda sırf bu dizinin tribine atari salonuna gittiğimde tilt oynardım çok zevk alamasam da.

çubuk makarna dedi ki...

gerçek kötülerin de kazandığı bir bölüm varmış hem de istanbul'da geçiyomuş. ben hiç denk gelmedim.

Okhy Dokhy dedi ki...

onlar ancak istanbulda kazanır coni!

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP