2008 müzik panorama

4.1.09

itiraf ediyorum, "panorama" kelimesinin nasıl yazıldığını bilmiyormuşum, google kullandım. konuşurken güzel de yazarken sıkıntı yarattı, ama başlığa da cuk oturdu. koskoca bir seneyi geride bıraktık, bir sürü albüm dinledik, bir sürü müzik olayı gerçekleşti. beni ilgilendiren tarafıyla 2008 panoroması albüm albüm aşağıda, okuyunuz, okutunuz, tartışınız:

(not:hafızamın zayıflığı yüzünden kronolojik gidemiyorum, zira bu arşivimde araştırma yaparken bu albümlerin hangi sene çıktığını bile zor idrak edebildim. bir hatamız olduysa affola)

coldplay - viva la vida or death and all his friends: yılın en iyilerinden biri, müthiş bir albüm. her zerresinden fikirler, müzik cümleleri, melodiler akması bunun göstergesi. tadını doya doya aldım, daha önce çok bok attığım coldplay'in önünde eğildim, hem d zevkle. prodüktör brian eno, "death and his all friends"'in nakarat melodisi satriani'den arak. kapak anlamlı. daha ne diyelim?

bon iver - for emma forever ago: muhteşem bir folk albümü, hem de daha önce duymadığımız bir müzisyenden. "rolling stones"'un yalancısıyım, albümün ilk demo hali bir dağ kulübesinde tek bşına yapılmış, o demo sayesinde keşfedilmiş bon abimiz, artık ne kadar yalan bilemiycem. çok sade, vokal melodilerine dayalı, çok klas bir folk albümü. dinleyiniz.

jacaszek - treny: bu yılın bombalarından biri. polonyalı michael jacaszek abim grubuyla çok karanlık alanlara giriyor, kan basıncını, yaşam fonksiyonlarını düşürüyor. levent özmeriç'in de dediği gibi: "jacaszek dinleyince ezilmiş kedi görmüş gibi oluyorum". aşkla, parayla, ne bileyim maddi değerlerle rtüşmeyen bir müzik, tek örtüşeceği şey boşluk oluyor genellikle. fazlası zararlı. ama çok iyi.

rem - accelerate: rem'in son albümünde, gümbür gümbür rock var. hala melodik, hala rem işte. ne diyeceğimi bilemedim. rem en çok sevdiğim gruplardan biri değil, ama çok büyük saydıklarımdan biri. bu albümlerinde de büyükler, farkedilen bu, gayet başarılı bir albüm. yakışır.

steven wilson - insurgentes: steven wilson'dan özene bezene yapılmış bir solo albüm geldi bu sene. kötü diyene rastlamadım, ben de çok başarılı diyeceğim, gitarlar, melodiler, fikirler 10 numara. hele bir "significant other" var ki ne albümlere bedel. senenin en klas albümlerinden biri.

opeth - watershed: çıtaayı sürekli yükseğe çeken opeth yine yapacağını yaptı. farkettiğim şey de bizi artık "çok çok iyi" ye alıştırması; her albümle çıta yükseliyor, diğerleriyle olan farklar açılıyor. daha prog öğeler, daha gotik yaklaşımlar, yeni elemanların bonba çıkması bu albümün olayları. herşeyiyle harika, müthiş.

metallica - death magnetic: 2008 yılının en çok beklenen albümlerinden biriydi "death magnetic", ve beklentileri az biraz karşılayabildi. metallica artık yle bir noktada ki 3-4 jenerasyondan fanatik dinleyicileri var, ve hepsi ayrı beklentiler peşindeler. adamların işi çok zor. bu albüm herşeye biraz benziyor, hem sert(my apocalypse, end of the line), hem duygusal(unforgiven 3, the day that never comes), hem de progresif deneyleri(all nightmare long) kapsıyor. ortalamaya vurursak da eh işte sayılabilecek bir albüm çıkıyor ortaya. bu kadar olaydan sallantıdan sonra bir başarıdır bu albüm, fakat metallica hala sırat köprüsünde.

kayo dot - blue lambency downward: benim için bu yılın en büyük hayalkırıklığı. kayo dot hala kendini kopyalıyor, başarıyı kendini kopyalamakta bulduğunu sanıyor. yazık oluyor kayo dot'a.

tindersticks - hungry saw: tindersticks en sevdiğim 5 gruptan biridir, fakat albüm beklemediğim anda bir çıktı. "waiting for the moon" ile başlayan klas çizgi bu albümle devam ediyor, tindersticks hala müthiş işler başarıyor. "waiting for the moon" bir kış albümüydü, o ağırlığı taşıyordu, "hungry saw" bir ilkbahar albümü, o neşeyi ve heyecanı veriyor. mutlaka dinleyin.

yasemin mori - hayvanlar: yasemin mori hakkında eski blogumda çok yazdım, buraya da yazmadan olmaz; türk rockındaki en başarılı albümlerden biridir hayvanlar. o atılımı, o büyük deneyi taşıyor, modern rock ile türk rock'ı arasındaki çizgiyi bir anda kısaltıyor. bence bir kült olacak bu albüm. yılın bonbalarından.

"fleet foxes" dan aşağıda bahsettik, yeniden bahsetmeye gerek yok. mars volta "bedlam in goliath" ile büyük bir hayal kırıklığı yaşattı, herşeyin birbirine girdiği başarısız ve gürültülü bir albümdü bedlam in goliath, ve kimseyi memnun etmedi. "ten kens", kendi adını taşıyan ilk albümle enteresan bir punk-indie karışımı tutturdu, gelecek vaadeden bir grup olduğunu ortaya koydu. olafur arnalds "variations of static" ile çok başarılı bir albüme imza attı. piyanosuyla elektronik-klasik müzik etkileşimine girmiş müzisyenin daha 21 yaşında olduğunu unutmayalım. özellikle "fok" şarkısına bayıldık. goldfrapp'in "seventh tree" albümünden ise tad alamadık. eski goldfrapp'i aradık. bersarin quartet'in kendi adını taşıyan albümünü zevkle dinledik, cazdan elektronik müziğe uzanan değişik tadlar yakaladık.

bir yıl benim için bu albümlerle geçti. tabi dinlemediğim, yok saydığım, unuttuğum, önemsemediğim milyon tane albüm daha çıktı yıl içinde, ama benim için nemli olan albümler bunlardır. hepinizi saygıyla selamlarım.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

deerhunter ve conan oberst'in solo albümünü unutmuşsun ümit!!! - emre

Adsız dedi ki...

emre karacaoglu

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP