2008 albümleri

5.1.09

ben de üstad mister ug'dan özenip üç beş kelime yazayım dedim 2008 albümleri hakkında. iyisi ve kötüsü ile ortalama bir yıl geçirdik müzik konusunda. hareketli başladı, daha sonra duruldu, ufak tefek bombacıklar patladı. Steven Wilson bombası ile sona erdi. sene sonu bombaları da meşhur oldu (bkz: In Rainbows). neyse, girişelim albümlere...

A Silver Mt. Zion - 13 Blues for Thirteen Moons
bana göre ''GYBE''un dağılma sebebini ortaya koyan bir albüm olmuş. ne üst düzey yaratıcılık var, ne de insanı derinden etkileyen yönler. ''olmasa da olur'' bir albüm. ama olsa da göz çıkarmaz. dursun şöyle bir köşede. ama nerde o ''He Has Left Us Alone but Shafts of Light Sometimes Grace the Corner of Our Rooms…'' albümü (ismini aklında tutana Paris Hilton veriyormuş!). bu arada, o çiğ vokaller ne öyle yahu! onu bari yapmasaydınız be abi...

Anathema - Hindsight
''yeter be Anathema, yine mi eski şarkılar?'' diye isyan ettik albümü duyunca. aylarca dinlemedim şahsen. ama sonra enseme tokadı çaktı. bazı şarkılar orijinallerinden çok daha iyi olmuş. sıkıcı doom atmosferinden dolayı çoktandır dinleyemediğimiz kalite fışkıran besteler ne de güzel geldi kulağımıza. gitar tonları, yaylılar, kasnak ve yumuşak davul kullanımı inanılmaz bir ferahlık vermiş şarkılara. yeni albüm bu ayarda olursa ben fitim! ayrıca böyle ''Fragile Dreams''e can kurban.

Gojira - The Way Of All Flesh
çok sevdiğim bir gruptur kendisi. bu sefer sıçma sıraları geldi diye düşünüyordum. birçok yönüyle beni yanılttı bu albüm. güzel bir ''Gojira'' albümü. kayıt eski albümlere göre daha öne çekilmiş, daha parlak. bu bazı fanların hoşuna gitmeyebilir, derinlik konusu göz önünde bulundurulunca. davulcuya birisi ''dur'' desin. O'nu dinlemekten albüme odaklanamadım günlerce. helal olsun herife. 2-3 de boş şarkı yok değil. okadar da olsun artık.

Gregor Samsa - Rest
şarkıları tek tek didiklenecek cinste olmayan, deneme-yanılma yöntemsiz, doğal ensturmanların çok doğal bir şekilde harmanlandığı bir ambient post-rock albümü. açacaksın en olmadık anda, dinleyeceksin baştan sona. kendini içinde bulabilirsen birdaha çıkamazsın. ama öyle bir durum olmuyor ise, hemen sil albümü. ''Pseudonyms'' şarkısını da bir köşeye koy ne olur ne olmaz. 2008in en güzel albümlerinden birisi benim için.

Ihsahn - Angl
Ihsahn abi bozmadı kendini hiçbir zaman. bu albümün de her noktasında Ihsahn imzası var. muazzam besteler, yoldan geçerken bir bir riff duysan ''aha olm Ihsahn mı bı?'' diye dürtersin eşini dostunu. bu müziğe avangard metal falan gibi sıfatlar uydurmaktansa ''Ihsahn Müziği'' demeyi tercih ediyorum. Norveç'ten Ihsahn çıksa, Garm çıksa yerim. ama babam çıksa yemem. ''Unhealer''da harika vokal yapan koskoca Mikael Akerfeldt'i bile sadece iş olsun diye belirtiyorum burada. o derece harika albüm!

Kayo Dot - Blue Lambency Downward
avangardlığın kulağına suyun kaçtığı an! bu şekilde tanımlıyorum bu albümü. mister ug ile bizi bu sene en çok üzen, yıpratan şeydir. koskoca bir ''Choirse of The Eye'' yapmış bir grup nereye doğru gidiyor? kendine gel Toby!

Metallica - Death Magnetic
millet hala bir ''Master of Puppets'' bekleyedursun, ben gayet fit oldum bu albüme. bazen kendi yükselttiğin çıtanın altında eziliyorsun. Metallica'nın da yaşadığı olay bu. Güiza gibi grup bu. her maç 3 gol bekliyorlar. e tabi adları Metallica, gelmiş geçmiş en büyük marka. beklenti sahiplerine de kızamıyor insan, kendilerine de. eski albümlere oldukça anlamlı göndermeler var. özellikle de ''...And Justice For All'' ve ''Black Album''e. başta da dedim; ''fitim!''...

Mogwai - The Hawk Is Howling
mükemmel bir şarkıyla başlıyor, heyecanlandırıyor insanı, gerisi ise hayal kırıklığı. bir başkası yapsa övgü ile bahsedebilirim ama, benim bildiğim Mogwai bu albümü 1 haftada yapar. 1 haftada yaptılar ise kötü, ama gerçekten büyük uğraşlar verildiyse daha da kötü. bu albüm de nazar boncuğu olsun. ''I'm Jim Morrison, I'm Dead'' dinledikten sonra ''Happy Songs For Happy People'' ile devam ederiz artık diğer albüme kadar.

Nosound - Lightdark
bol atmosfere yüklenilmiş, insanı pek de zorlamayan bestelerden oluşan, usul usul bir ambient prog-rock albümü. eski dönem Porcupine Tree etkileşimi mevcut. fazla bir numarası olmasa da benim kulağıma hoş geldi yıl boyunca. arada hiç sevmediğim bir grup olan Riverside etkileri de almadım değil. ortalamanın azıcık üzerinde bir albüm diyebilirim. ben sevdim şahsen çoğu zaman. ama iddaalı da değilim bu albümle alakalı. arada gider...

Opeth - Watershed
bu yılın en büyük albümü, ''My Arms Your Hearse''den sonra ''Blackwater Park'' ile birlikte en iyi Opeth albümü diyorum. hatta şu sıralar benim için ''Blackwater Park''tan daha önde. yeni elemanları ise alınlarından öpüyorum. Mikael amcamıza da beni göt ettiği için hörmetlerimi sunuyorum!

Portishead - Third
yine Portishead, yine tribal enfeksiyon, konfeksiyon bir albüm. klasik trip-hop boğuculuğundan uzak, daha farklı düşünceler barındırıyor. ''The Rip'' ise çoktan ömrümün şarkıları arasına girdi bile. seneme damgasını vuan birkaç şarkıdan birisi...

Steven Wilson - Insurgentes
2008 bitti bitecek derken kafamıza odun gibi düştü Steven abimizin albümü. hala onun etkisindeyim dersem yalan olmaz. inanılmaz bir albüm. bir ölçek ''Metanoia'', bir ölçek ''Stars Die'', yarım ölçek ''In Absentia'' gibi bir formül algıladım ben şahsen. ama tabiiki bukadar da basit değildir bu işler. albüm ter kokuyor resmen. büyük bir emeğin, yılların birikiminin teri. bütünüyle tam bir Porcupine Tree albümü olmuş bu. neden Steven amcam iç etti, anlamış değilim...

The Verve - Forth
uzun bir aradan sonra harika bir albümle döndüler. benim gibi The Verve geçmişi pek de uzun olmayan bir adamı bile etkilediler. uzun süreli bir emeğin olduğu bariz belli. bazı şarkıları sanki yıllarca dinlemişiniz gibi. gayet rahat, yer yer eğlenceli, bazen de içi buran, kesinlikle sıkmayan bir albüm olmuş. kaçırılmamalı. ''I See Houses'' ne güzel şarkıdır yahu!

Jacaszek - Treny
mister ug aşağıdaki postta diyeceğini demiş zaten. karanlıkta boşluğa düşmek gibi birşey!

3 yorum:

dialethic dedi ki...

albüm ter kokuyor resmen acaip bi laf olmuş. ahahah

Böcek dedi ki...

zevklisin bu konuda beğendim evet:)

Okhy Dokhy dedi ki...

teşekkür ederim. bir kişiye bile hitap edebildiysek ne mutlu!

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP