Smileylerin enteresan dünyası üzerine sosyo-psikolojik bir inceleme

8.12.08

tatbiki üniversite ikinci sınıftayım, Talento geldi dedi ki; "abi msn diye birşey çıkmış, icq tarihe karıştı". çok iyi hatırlıyorum, acaip üşendim, şimdi kim uğraşıcak diye. yeniden ekle o kadar adamı, uğraş dur. hayır diyorum ki ne artısı var abi icq'dan, herif diyo ki "kamera falan açılıyo, avatar koyulabiliyor". çok üşenmiştim ama kitle psikolojisi içinde bulunduk, geçtik msn'e.

o tarihten - ki o tarih 2004 falan heralde- geçen seneye kadar msn aleminin alameti farikası "smiley" olayına acaip karşıydım. diyorum ki "bu nedir ya, yuvarlak suratlara millet tamah ediyor", bir de adama espri yapıyorum adam gülen surat koyuyo bana. ilk zamanlarda millet yolda para bulmuş gibi heyecanlıydı, adama naber diyordun smiley koyuyordu. çok sinir bozucuydu, çok fena kıldım. taa ki geçen seneye kadar işte.

ilk başlarda farkettiğim şey şuydu, "şirinler" evreninden, ya da "flintstones" dünyasından bir farkı yoktu smiley dünyasının, onlar da gülüyor, ağlıyor, kızıyor, duygularını ifade ediyorlardı. bir amaç için yaratılmışlar, belirli bir konsept dahilinde ortaya konumuşlardı ve içinde bulundukları evrende misyonu olan birer canlıydılar. fakat bir eksiklik vardı, ya da uygunsuz bir durum, bu smileyler gevurlar için yapılmıştı, onlara hitap ediyor, onların duygularını ifade ediyorlardı. Türk insanı tüm kalbiyle bu smileyleri kabullenmek istedi, fakat bir uyumsuzluk, bir yanlışlık olduğunun farkındaydı. ve sonra hakiki türk smileyleri piyasaya çıktı, "pala smiley"ler. biz de o noktada işin içine girdik zaten, Okhy ile beraber.

Okhy ile beraber smiley alemine daldık, ama ne dalma. bir bakıma ben aydınlandım, şunun farkına vardım; bambaşka bir dünyaydı bu, farklı bir evrendi. nasıl ki Cemal Süreya "bir görüntü binlerce sayfalık yazıda anlatılamayabilir" demişti, bu önerme pala smileylerin kendi evrenlerini kurmaları ve bizim öz duygularımızı ifade etmeye başlamalarından sonra doğruluğunu kanıtlamıştı. yaz yaz anlatamayacağım bir olayı, mimiklerimi, ses tonumu kullanamadığımdan zor durumda kaldığım bir durumu, tek bir pala smiley ile anlatabiliyordum. tabiri caizse palalar önümüze daha önce açılmadık bir boyut açmıştı, yaşam alanımızı kolaylaştırmış, genişletmişti.

pala deyince ne demek istediğimi fotolara bakınca anlayacaksınız. pala smiley bir fenomendir, diğer bütün smiley formlarını ezmiş geçmiş, kendi başına varolabilmiş bir karakterdir. farklı konularda milyon tane smiley var, ama hiçbiri pala gibi hem emmeye hem gömmeye gelir cinsten değil. şimdi pala ailesini sınıflara ayıralım, onları sosyolojik ve psikolojik olarak inceleyelim:

tabelacı palalar

bunlar tabela taşır. ama o gür kaşlarıyla ve çatık bakışlarıyla burjuvazi düzeni eleştiren sol yanlısı emekçi görünümlü pala farklı farklı duyguları en kısa yoldan ifade edebilmek için hizmetimizdedir. işte, "bak bi" diyen pala, "hap var cigara var" diyen pala, "beni sev" diyerek Morrisey'in ifade ettiği, x-gen sinemasının dönüp dolaşıp anlatmak istediği çağımızın o toplumsal ve evrensel yarasına parmak basan pala. hizmet adamıdır onlar, halkın içindendirler, "halk için sanat"'ı savunurlar.


güldürürken düşündüren kadın kılığındaki palalar


kaçımız insan hakları için, demokrasi için, özgürlükler için bir şey yaptık bu ülkede? kafalalarınızın eğildiğini, oraya buraya pıstığınızı görür gibi oluyorum okuyucu, o zaman gerçeği gör ve pala' nın üstlendiği bu toplumsal role saygı duy. kadın kılığındaki palalar, ülkemizde kabarelerin, Nasreddin Hoca'nın, hatta Karagöz ile Hacivat'ın yüklendiği misyonu sırtlanmışlardır. kadın kılığında olmaları vermek istedikleri toplumsal mesajı daha da etkili hale getirmekten başka birşey değildir. işte, kırmızı başörtülü pala, göğüsleri yerinden fırlayan pala, okul çocuğu pala. kimbilir her biri hangi anlamlarda karşımıza gelecekler? giydikleri ateşten gömlek değildir de nedir yahu?

serbest palalar

bu palalar, bizim içimizdendir, bizden biridirler. herbiri aynı zamanda halk çocuğu, hem de tarabya ciksidirler, karşıt görüşleri aynı potada eritirler, geniş kitlelere hitap ederler. böylesine geniş bir skalada her bir duyguyu verebilmek, her kesimden insanı mutlu edebilmek, işte budur bu palaları önemli kılan... bisiklete binen pala, halay çeken pala, robin hood pala, nah çeken pala... söyle bana ey okuyucu, her biri duygularına tercüman değil mi, anlatmak isteyip de ifade edemediklerini senin yerine anlatmıyor mu, ona hemen kanın ısınmıyor mu? neden diye soracaksan ben cevaplayayım, çünkü o senden biri, kardeş gibi, ana gibi ,bacı gibi.

anaya bacıya girdiğimi farkederek iyice dağıttığıma kanaat getirmiş bulunmaktayım. smiley alemi çok metaforik, sürreal, saykedelik bir alem, bu yazı onlara yazılmış bir güzelleme olsun. gelecekte kesin yeni bir dalgamotor çıkar, msn de tarihe karışır eminim, smiley alemi hakkında yazılmış tek yazı kalmışsa o bile tarihin tozlu sayfaları arasında bir belge olarak ışıldayacaktır. isterim ki o belge bu yazı olsun. herkese iyi bayramlar.

3 yorum:

dialethic dedi ki...

pala güzel şey. emre tagini bağlayamadım ama.

Okhy Dokhy dedi ki...

abi belki askerde diye anmıştır adamı, özlemiştir. ahahha.

bu arada yazı mükemmel, şuana kadarki eniyi yazı bu blogdaki. duvarıma asarım!
formatta giden pala smileylerimi düşünüp hüzünlendim yine!

ug dedi ki...

okhy saol abi onore oldum. gerçi mükemmellik yazıda değil, smiley aleminde, palada, onu da belirtmekte yarar var.

ayrıyeten favori pala smileyim robin hood olandır, dikkatinize sunarım.

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP