Kurban bayramı ve yeşil elmalı Smirnoff

6.12.08

kurban bayramı geldi ey okuyucu! bazı şeylere hazırla şimdiden kendini, daha 2 günün var. gerçi daha önceden de hazırlıklı olmalıydın. çünkü başladı inceden hazırlıklı olman gereken şeyler. ''nasıl kurban kesilir?'', ''kime fitre verilir?'', ''kurban derilerini ne yapalım?'' gibi soruların cevapları yayınlanmaya başladı ana haber bültenlerinde. ben bile yıllarca göre göre öğrendim artık. kurbanın kralını keserim, fitrenin kralını veririm, derileri ise Türk Hava Kurumu'na bağışlarım. gerçi bu derilerle ne yapıyorsa? uçak koltuklarına deri kaplama tarzı geyikler vardı yıllardır. vallahi doğrusu nedir bilmiyorum. uçak yapıyo olmasınlar abi? he bir de; Türk Hava Yolları'na bağışlayan var mı bu ülkede, onu çok merak ediyorum. enteresan olurdu bence! eskiden böyle bir bağış adeti yoktu sanırım, babaannemin evinde yerde bir koyun postu vardı mesela. 2 tane Anadol taksi-dolmuşumuz vardı, onların göğüslüğün üstünde de hatırlarım. hatta bilimum taksi yada dolmuşunkinde. iyi bir aksesuardı o zamana göre, heybetliydi.
bayramın başlaması ile klasik haberler çıkacak yine piyasaya. kaçan koyunlar, terör estiren danalar, kendini kesen kasaplar, ''nerde o eski bayramlar?'', huzurevlerinde bayram kutlamaları, bayram konseptli reklamlar, pazar günkü Galatasaray-Ankaragücü maçının sonucuna göre bayram içerikli gazete başlıkları; ''GS başkentte bayramı kutladı'', ''Ankaragücü Cimbom'a bayramı zehir etti'' gibi...
yıllardır ''nerde o eski bayramlar'' deyip duruyolar. eskiden de derlerdi. eskiden de ''nerde o eski bayramlar'' diyolardıysa eğer, demekki herşey eskisi gibi! (ne dedim ben?) bayram çocuklarındır kardeşim, büyüdükçe alamazsın tabi aynı tadı. senin de sıkıştırsalar cebine bi 50 kağıt, sana da bayram olur. ama zaman içinde alan değil de veren olmak kederlendiriyor insanı.
benim çocukluğumda da güzeldi kurban bayramları. ramazan bayramından daha çok severdim. 3 amcam, onların ailesi, bizim aile aynı apartmanda yaşardı, biraz yakınımızda ise dedem ve babaannem. her daim beraberdik, bağlarımız kuvvetliydi. sabah kahvaltısından sonra dedemlerde toplanırdık cümbür cemaat. kurbanları keserdi dedem. ve kesilip, derisi yüzülüp, içi açılır açılmaz keserdi hemen böbrekleri, ciğerleri ve billurları. alırdım hemen, eve çıkardım. pişirirdi anında babaannem, taze taze yerdik ekmek arası. sonra dededen harçlığı kapardık. amcalar falan da verirdi. sonra direk sokağa inerdik, bilimum patlayıcı madde ile oynamak için. kızkaçıran barutu, eski çay kutuları ve torpil ile acaip patlayıcılar yapardık, okulun bahçesinde patlatırdık.
hatta bilimum yaralanma maceramız vardır bu oyuncaklarla oynarken. birgün okulun bahçesinde 5-6 arkadaş yine bişeyler deniyorduk. 20-30 tane kızkaçıran barutunu dökmüştük yere. o sırada psikopat bir roman abimiz gelip ''çökün len oraya. çöküp yakın onu, kalkanı skrim ha'' dedi. sonra beni ve ailemi tanıdığı için ''sen şöyle geç yeğenim'' deyip beni yanına çekti. 5 arkadaşım çöktüler barutun başına, kafalarını baruta doğru eğdiler, yaktılar. ''pufff'' diye bir ses geldi ve birden bire beyaz bir duman oldu ortalık. küçük bir atom bombası mantarı oluştu tepelerinde. sonra kalktılar birden, hepsinin saçlarının önü, kaşları ve kirpikler bembeyazdı. o tabloyu hayatta unutamam. bayram günü berber İlhan'a dükkanı açtırıp sıraya girdiler traş için. heygidi günler!
diyeceğim şudur ki, bayramlar hep aynı aslında. ama alakası da yok gibi de bir yandan. kafam bölündü!
yeşil elmalı Smirnoff'un ise konuyla pek alakası yok aslında. bir ekürim FB-BJK maçından kazandı, ''söz lan, senle içecez'' dedi, o gün bu gündür haber yok. ''olm biran evel al da bayramda çakalım'' diyorum kendisine burdan. eğer diğer eleman vermediyse ''ayıp değil mi len deyyus!, iddaaya girerken düşüneydin artiz!'' diye seslenmek istiyorum. Fenerbahçe'li olmak da zor iş be arkadaş, hep alacağının peşinde koşuyorsun falan, peeeeeeeehhhh!



minareden atlarım, bayramınızı kutlarım!

3 yorum:

ug dedi ki...

yazı müthiş, son resim ayrıca müthiş. okhy "painti kullanma rehberi" isimli bir yazı bekliyorum senden, herkes bu ulvi uğraşı becerebilmeli, insanlık bundan mahrum kalmamalı

Okhy Dokhy dedi ki...

abi çok mail aldım bu konuda, binlerce kez hatta. ama 3 hamlelik ve çok basit olan birşeyi çok çok abartılıymıuş gibi gösterip uzun uzun ve alengirli anlatmam lazım. yoksa değerim biter. ''bumuydu lan?'' der millet.
onu düşünüyom şimdi...

dialethic dedi ki...

paintte kralını tanımaz okhan.

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP