"Film indirmece ve The Kid" gibisinden

15.12.08

film izleme mevsimim geldi nihayet. uzun zamandır ne kitap ne de film gibi mevzulara giremez olmuştum. uzun olan herşey beni korkutuyordu (ne diyorum len ben!). Gheorghe Muresan da uzundu, O'na da soğuktum hep. yani demek istediğim şu ki; herbirşeyden çabucak sıkılır oldum son 2 yıldır. ve de konsantre olamaz oldum aynı zamanda. ama bunu aşmak için daha çok çaba sarfediyorum bu sıralar. ''lan madem sınırsız net var, neden film yardırmıyorsun!'' dedim, birçok arkadaşımın dediği gibi. imdb'de 'Top 250'deki seyretmediğim tüm filmleri aldım listeye. yarısından çoğunu seyretmişim zaten zamanında. sonra başladım link kovalamaya. 'warez-bb' güzel olay, her filmi cuk diye buluyorsun da, linkler genelde rapidshare olduğu için kastı beni. rapidin içine ettiler son dönemde. hem yavaş, hem de download kesik kesik falan. bir de aralarda bekleme mevzusu, modem açıp kapama, kıl, yün, tarak...
ben de torrent modasına uymuş oldum böylece. kurdum ettim programları. indireyim dedim film milm. bulduk bir link, başlattım downloadu. baktım 3-5 kb ile iniyor, dedim ki ''bunebe''. sonra yükseldi, biara 70e çıktı, sonra yine indi falan. daha sonra bir arkadaşım sayesinde port mort ayarları çekmemizle daha iyi bir hale geldi. ama yine de bir ayarı yok şu meretin, bir 100e çıkıyor, bir 20ye iniyor. canlı varlık lan bu, kafasına göre takılıyor it! işin içinde teknoloji var ise, bunun bir ayarı yok sevgili okur, yok maalesef. hani Cem Yılmaz'ın 'Uzay Yolu' mevzusu vardı ya, ''bu geminin bir ayarı yok mu?'' davası. aynı hesap işte!

kısa bir de ''Mahmutpaşa'dan VCD'ye'' bölümü yapayım;
çocukluğumuzdan beri severiz Charlie Chaplin'i, namı değer Şarlo amcamız. seyretsek de seyretmesek de semboldür bizim için. ben de hastaydım kendisine 3 yaşımdan beri. ama sadece eskiden TRT'de çıkan kısa filmleri ile tanırdım kendisini. yıllardır da uzak kaldığım bir adamdı. ayrıca, Tim Burton'ı oyuncakları haline getiren ''emo kültürü(!)'' Charlie babamızı da iç etmiş. nekadar acı!
The Kid seyrettim 2 gün evel. ilk defa bir 'full-length' filmini seyrettim adamın, zaten O'nun için de ilkmiş bu film. 1921 yılında çekilmiş, 45 dakikalık bir film. film hakkında ''i-na-nıl-maz''dan başka söyleyecek söz bulamıyorum. filmi izlerken yeri geliyor gülmekten karın ağrısı çekiyorsunuz, yeri geliyor ağlamaklı oluyorsunuz, sonunda ise tribe giriyorsunuz. özellikle sonu inanılmaz filmin. ''şeytan-kadın-erkek'' üçgeni daha iyi anlatılamaz. filme fazla girmek istemiyorum. işi spoilere döküp filmin tadını kaçırmak istemem.
filmde en çok takdirimi alan olay; tek çekimlik, uzun, bol atraksiyonlu, zor sahnelerin mükemmel derecede doğal bir hale getirilmesi.
hele bir de velet var ki filmde, Jackie Coogan imiş kendisi. böyle bir sevimlilik, böyle yetenek olamaz. amcamın yaşlılığında da var aynı güzellik. 1984te kaybetmişiz O'nu da, nur içinde yatsın. O'nun da filmlerine eğileceğim bir ara...

2 yorum:

alengir dedi ki...

Bence de mükemmel bir,bu filmin bir çok sahnesi başka filmlerde bir çok kez kullanılmıştır.Türk sinemasında ki yansıması da Garip filmidir,çoğu sahne birebir kopya edilmiştir!(Bknz:Cam kırma sahnesi)

Okhy Dokhy dedi ki...

evet, ben filmin adını hatırlayamamıştım. ama garip'ti. filmin adı yani.

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP