Unutulanlar serisi, vol.1

27.11.08

yeni bir seriye başlıyoruz ey okuyucu. ''unutulanlar'' adı altında unutulmuş insanları hatırlatmak amaçlı. he ''ben unutmamıştım bunu zaten'' diyen olursa da, unutup da gelsin buraya. ''unutma; unutulanlar, unutanları asla unutmazlar'' demiş falancaoğlu. ''unutmak kolay olsa, kendimi unuturdum'' demiş minik Emrah.
ama en önemlisi de Cengiz babadır bu hususta. albüm yapmıştır ''Unutulan'' diye.
şarksı da şöyle başlar;
''Önce birkaç damla yaş, gözlerimden süzüldü.
İnanmadım, yıkıldım, senin miydi bu düğün!''
şaka bir yana, severdim bu şarkıyı! inceden de başlayalım seriye;

Dick Fosbury

yıl 1968. Pink Floyd diye bir grup var, kasıp kavuruyo ortalığı! Syd diye bir eleman var ki, Londra'da nekadar hatun varsa nasiplenmiş. eşimiz dostumuz olan kızları ondan uzak tutma için çabalıyoruz. bu konuyu konuşmak amacıyla bizim evde toplandık bir gün. muhabbet kabak tadı verdi bir noktadan sonra. açtık benim dev ekran plazmayı, çevirdik eurosportu olimpiyata rastladık. Meksika'da yapılıyordu o yıl. bilseydik önceden, atlar giderdik. yüksek atlamaya denk geldik. herkes 'western roll' tekniğiyle atlıyordu o dönem. 'western' türkçede 'yüzü', 'roll' ise 'koyun' demekti o dönemlerde.

derken Dick Fosbury diye 21 yaşında bir adam çıktı. 'Fosbury Flop' tekniği ile atladı. sırtüstü yani. biz ekranda kalakaldık. işi bilmiyo bu adam dedik, güldük. ama adam 2.24 hoplamış. biz ''ne tesadüf abi, teknikle adamın soyadı aynı'' diye şaşkınlık içerisindeyiz o an. yıllarca herkes aynı atlayışı yaptı daha sonra. bir kere arayıp hatrını sormadık çocuğun.
şaka biryana, Dick Fosbury'nin bu atlayışı bu sporun şeklini belirlemiştir resmen. hatta yıllarca bu sporun adını ''sırtüstü atlama'' olarak bildim.herhangi bir şeyin senin adınla anılması, sana özgü olması, o şeyin mucidi olmak gerçekten büyük bir hazdır bence. böyle bir insan olmayı çok isterdim. herkese de nasip olmaz. onlarca madalyaya değişilmeyecek bir başarının öyküsüdür bu. beni ise anca ''al işte, okhy esprisi, öfff'' diye anarlar arkadaş ortamlarında, kötü bir esprinin sonucunda.
öldüyse allah rahmet eylesin, yaşıyorsa ellerinden öperim Dick amcamın.
diğer kahramanımıza da Fosbury tekniği ile atlarım...

Benny Hill

tanışmam enteresandır Benny ile. ilkokul dönemlerimde ilk porno deneyimlerimin kaynağı olan amcamın vhs kaset dolabını kurcalardım hep. üstü kitaplık yada gümüşlük, ortası televizyon gözü, altı ise dolap olan tiplerdendi. ve genelde en az 7-8 çekme vhs porno bulmak mümkündü. yanlarında ise teksas, tommiks, zagor gibi birçok çizgi roman, birkaç aksiyon filmi, dünyanın en güzel 100 golü belgeseli ve bir de ''Benny Hill Show'' kasedi vardı. istisnasız her gün izlerdim Benny amcamı. mizah anlayışı harikaydı gerçekten. çekimler de bir okadar komikti. bir mevzu olmasa bile gülüyordun tiplere, görüntülere, arkada çalan müziklere. bir ressamın bir parkta gökyüzüne bakarak melek çiziyo ayağı çekmesiyle merak uyandırıp, diğer arkadaşının cüzdanları toplama skeçi vardı. ömrüm boyunca asla unutamam.
bu aralar yutubdan kovalıyorum videolarını. ve eskisi kadar gülüyorum, hatta daha da fazla. biz Ata Demirer'e bile gülen bir toplum isek, bu adam kesinlikle gözardı edilmemeli. izlenmeli, msn'de arkadaşlara linkler yollanmalı, emrivaki bir şekilde.
komedyenlik, aktörlük hatta şarkıcılık bile yapmıştır Benny. ama öyle unutulmuştur ki, 21 nisan 1992'de cesedi, açık olan televizyonunun karşısında bulunmuştur. ölüm tarihi ise tahmini olarak belirlenmiştir. 3 gün önce, yani 18 nisanda.
beni güldürdün Benny, hatta milyonlarca insanı da güldürdün. tanrı da gittiğin yerde seni güldürsün!

Lech Walesa

beden işçiliğinden nobele, cumhurbaşkanlığına uzanan bir hikayesi vardır Walesa'nın. bir beden işçisinin, marangozun olarak doğmuştur kendisi 1943'te. sonra Dobrzyn tersanesinde elektrikçi olarak çalışmaya başladı. herzaman hakkını arayan bir tip oldu. sendika temsilciliğine seçildi, işten kovuldu. başka bir işe girdi, yine diklendi, yine kovuldu. Lenin tersanelerindeki grevi başlattı ve bu grevin lideri oldu. ve başarılı oldu. işçiler birçok hakkı kazanmasını bildi bu adam sayesinde. Dayanışma Sendikası'nın da kurucusu olmuş oldu aynı zamanda. birçok kez içeri girdi çıktı, yılmadı. özgürlüğün, hakların simgesi haline geldi ülkede. 1983'te Nobel Barış Ödülü'nü kaptı. 90'da reisi cumhur oldu Polonya'ya. Doğu Bloku'nun üzerinden jump-shot'ı yapmış bir adamdır kendisi.
son dönemlerde 'komünist ajan' olduğu iddaalarıyla gündeme geldi. kendisi reddediyor tabiiki bu durumu. siyasi görüş ne olursa olsun, takdir edilmelidir bu adam. idealist kimliğini herzaman temiz tutmayı başarmış, bunun için kendi hayatını hiçe sayıp vücudunun her yerinden son damlasına kadar ter akıtmış, çabalamış, didinmiş bir insan olarak takdiri hakediyor.
2010 yılı için Danzig bölgesinden devlet başkanlığı adaylığını koymuş resmen. gerçi bizi pek hırgalamaz ama...

Deve Reno

70lerde İzmir'de fink atan şu hatlı dolmuş modelini unutmayalım, unutturmayalım. gelmiş geçmiş en ekol minibüstür kendisi. namı değer DEVE RENO!

ben fotoğraflar haricinde pek bilmem, ama bizim peder anlatır hep;
"sesinden anlaşılırdı deve renonun geldiği. viraja girdiğinde felaket kafa sallardı, ha devrildi ha devrilecek. Boğaziçi'ndeki Gültepe-Levent yol ayrımından dönerken hep karşıdaki kömür deposuna girecez diye korkardım. koltuklar acaip dikti, yolcular kazık gibi otururdu. ön ızgara hep çıkarılırdı, hararetten dolayı. bir de şöförün hemen sağındaki tümsek motor kapağı hep açıktı, sürekli arıza yaptığından. içerisi pişerdi motorun sıcaklığı ile.''
işte böyle bir efsanedir Deve Reno.
yahu Deve Reno bu, unutmak ayıp değil mi?


o değil de, DEVE RENO NE BE!

8 yorum:

ug dedi ki...

ulan ayağım kırık, acı içindeyim falan ama şu anda hepsini unuttum bile. deve reno ne ya? o ne?

Okhy Dokhy dedi ki...

deve reno ne abi? deve reno?

massimo dedi ki...

lan ayağına ne oldu. ayrıca deve reno ne abi? deve reno?

Okhy Dokhy dedi ki...

abi parmak ucu çatlamış, ayağım kırıldı diyo. ahahhaha paniklettin milleti mister ug.

he bir de, DEVE RENO ABİ, NE İŞ?

ug dedi ki...

ulan 3 m.lik kalas düştü, tırnağımız çıktı, barnak çatladı, panikleyin tabi ulan. acıdan kıvranıyoruz burada

deve reno ne be

talento dedi ki...

abi ben de deve reno'yu duyunca düşünür olmuştum nedir diye. ama düşündüğümden de kötü çıktı. o ne abi? konteynıra motor takmışlar.

Okhy Dokhy dedi ki...

abi deve renodan iyi bişey çıkması imkansız, deve reno abi çünkü!

deve reno abi!

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP