''Dünden bugüne Basketbol'' gibisinden...

18.11.08

biz, 80lerin 2. yarısında bebe, 90larda ise çocuktuk ey okuyucu. Murat Murahtanoğlu'ydu abimiz, İsmet Badem'di babamız, Ali Özsoy'du amcamız, Mehmet Baturalp'ti dedemiz. Kaan Kural tığ gibi delikanlıydı, Amerika'dan yollardı haberleri.

Hüsnü Çakırgillerle başladık ilk. te tribüne çıkardı, sen ''aaa hüsnü!'' derken 3lüğü gönderirdi te ordan. bizim tabirimizle ''deliksiz'' sokardı. dışarıdan attığı için geçersiz olurdu basketi. o dereceydi uzaktan şutları. Aliço vardı, basketbolumuzun Müjdat Yetkiner'i. Lütfü Arıboğan'lar, Erman Kunter'ler. Levent Topsakal vardı, ki topsakallıydı zaman zaman. point guardın hasıydı, yer yer sakardı. titrekti biraz, ama bilirdi işi. Orhun Ene'ler ondan öğrendi raconu. peki ya kel pegasus Harun'un gençliği? hey gidi hey. Tamer Oyguç vardı, kıllı ve terli bir adamdı. arada bi iyi işler ederdi. Naumoski vardı, namı değer Petze. herkes bayılırdı, sevmezdim ben keratayı. 30sanlik hücumun 25 saniyesinde top hep ondaydı, top onundu sanırım. İzmir'deki bir bir Tuborg maçı sonrası herkes hayranlarıyla cankuş iken o korumalar eşliğinde çıkmıştı salondan, kalbimiz kırılmıştı. saldırdık puşta, yedik polisten kalkanı kafamıza.
Pete Williams ve Larry Richard vardı, daha da eskiydi onlar. ama eskimediler bir türlü. hele de Pete.
Erdal Koşan saçma bir turnikeye girer, bloğu yerdi Rashard Griffith'ten. top çember civarında ise hep Dallas Comegys'de kalırdı. Dallas dışarıdaki İbo'yu görürdü. hücum süresi dolarken saçma bir atış yapardı İbo. ya deliksiz girerdi yada panyadan dönerdi. Dallas alırdı ribaundu tabiiki, tekrar dışarı çıkarırdı. ve top Henry Turner'a gelirdi. inceden bir crossover ile belini kırardı Steven Rogers'ın. Samir Avdiç ve Griffith'in üzerinden uçarak geçer, ağzıyla vururdu smacı. ve işin ilginci şu ki, sıra Tofaş hücumuna geldiğinde roller değişirdi busefer. o derece kaliteliydi takımlar. Mrsic, Netaş'taki yetenekli boşnak çocuktu, Elvir Baliç gibi.
rahmetli Conrad vardı, eskitti nekadar çember varsa. Alsancak'ta yapardı smacı, çemberin sesi Tepecik'e gelirdi.

en dandik takım dediğin Meysu'da bi Tunji Awojobi vardı, kral adamdı. Kombassan Konya'daki Jeff Sanders'a ne demeli? Karşıyaka'daki Robinson zaten tam bir baş belasıydı, Fener kaptı daha sonra.
Daçka'nın Ansley ve Strothers'ı gibi ikili kaç takımda vardı avrupada? yılların Chris Jackson'ı, Mahmoud Abdul-Rauf geldi Fener'e de adamdan son saniyede 4lük atış istediler. 3lük basket ve de faul yaptıracakmış adam. kaçmaz mı o takımdan?
sokak basketbolunun efsanesi geldi Galatasaray'a. Lloyd Daniels'dı adı, saçları da yoktu, kaşları da. bi maç 40 falan attı, birkaç da 30, kaçtı sonra. Mehmet Okur o dönem Dimitar Berbatov misali tek kaşlıydı, Oyak Röno'da. Zaza'ydı alemin kralı o ara, Sevda Demirel'i götürdü sonra!

Ricky Winslow'lar, David Rivers'lar, Richard Scott'lar, Kevin Rankin'ler, Kevin Thompson'lar, Kenny Miller'lar, dünyanın en enteresan oyuncusu Mirko Milicevic ve daha neler neler. şimdikilere bakıyorum da, öffff!
avrupa da apayrı bir olaydı. Fucka'lar, Myers'ler, Wilkins'ler, Iuzzolino'lar, Mustaf'lar, Savic'ler, Bonato'lar, Rebreca'lar Karnisovas'lar fink atardı o zamanlar. Efes ve de daha sonra diğer takımlarımız sayesinde gördük baya.
tokatlamışlığımız da çoktur evelallah!

NBA ise bambaşka bir dünyaydı. şimdiki çok bilmiş basketbol tutkunu bebelere bakıyorum da, hangisi bir Isiah Thomas, Charles Barkley, Hakeem, Magic-Kareem, Stockton-Malone, Chris Mullin, Ewing, Kevin Johnson, Amiral Robinson, Drexler, James Worthy, Kenny Smith, Payton-Kemp, Mookie Blayloack, Tyrone Bogues, Sam Perkins, Steve Smith, Robert Parish, Elden Campbell ve bunlar kadar değerli onlarca oyuncuyu nerden bilirler ki? bilseler de ancak bazılarının emektar hallerini yada hiç seyretmediklerinin youtube kliplerini.
o youtubeda çok bok attıkları Grant Hill, Penny Hardaway, Shaq, Alonzo Mourning gibi adamların taze zamanlarını gördüler mi hiç?
Jordan-Pippen-Rodman üçlüsünü saymıyorum...

neti sınırsıza çevirince youtube'a girdim, çıkamadım bir türlü. sırf 80ler sonu ve 90lar dönemi ile alakalı videolar izledim haftalarca. siz Kobe'yi, Wade'i, Iverson'ı ilah yapın bre deyyuslar. verin bana maç boyunca 50 şut şansı, 15ini yazayım. 30 sayı olsun ortalamam. onca kelek uzunun arasından gireyim, pivota vereyim topu, atsın. 10 küsür asist de öyle yapayım. al sana kral! bu aralar tekrar gaza geldim basketbol konusunda. açtım geçenlerde NBA tv'yi. Dallas - San Antonio maçına rastladım. ki kaliteli sayılabilecek 2 takım. içim sıkıldı resmen. sonra Golden State - Clippers maçına denkgeldim. bir eski Daruşşafaka - Meysu maçı çok daha zevkli olurdu benim için. ‘’bunebe’’ dedim içimden.
Sonra bir haber duydum; LeBron James maç esnasında serbest atış çizgisinden sıçrayarak smaç yapmış, dünya ayağa kalkmış! öfff! Hay o çizgi batsın artık be! Julius Erving’den beri 30 küsür yıldır görmüyomu millet o çizgiden sıçrayanları?
son dönem de tek heyecanlandığım oyuncu da Vince Carter'dır, onu da belirteyim. hastayım sana Vince!

biz TRT'de Murat Murathanoğlu'nun sunduğu NBA Action'ı beklerdik çocukken, saatlerce ekran başında. yada bir maç denkgelirmi diye. Murat Murathanoğlu'nun orijinal şivesine hastaydık. Murat Kosova gibi 3 basketbol tabiri ezberleyip, ağız yavşatmıyordu aksan yapacam diye. eski kitapçılardan mecmua tarardık. sonra Fanatik Basket geldi, Ali Özsoy abimizin güzel yazıları, tanıtımları ile renklendi hayatımız. Fastbreak kovalardık her ay. heryerde satılmıyordu meret. Kobe'nin 40 yaşındaki Jordan'a yaptığı bir bloğu (ki gayet normal bir olaydır) kesip, biçip, internet alemine 'Jordan'dan daha büyük' diye koyan nesledir bu laflarımın alayı. bir zaman makinam olsa da, şu LeBron, Kobe gibi adamları şu bahsettiğim dönemlere bir götürsem, koysam 2 maça. Mesela, Bad Boys lakaplı Pistons karşısına. nice olurdu halleri? ağızlarına kaç tokat yerlerdi?

benim neslim çok şanslı sevgili okur. acıyorum şimdiki bebelere!


dipnot: bu yazıda, adını yazmayı unuttuğum, üşendiğim birton oyuncudan özürlerimi diler, ellerinden öperim. ayrıca dönemleri de karmançorman ele aldığımı da belirtmek isterim...


ekleme; Lindsay henüz çocuk yıldızdı o dönemlerde! canım benim!

7 yorum:

ug dedi ki...

okhycan ile aynı duyguları paylaşıyorum, yazıyı okuyunca gözlerim yaşardı resmen. yazıdaki isimler bir bir aklıma geldi, hepsi çocukluk arkadaşım gibi nerdeyse. vay anasını be bilader, ne günlermiş

Okhy Dokhy dedi ki...

cankuştuk olm, öyle böyle değil!

dialethic dedi ki...

tamer mamer vardı. güzel günlerdi. sonra bir daha basket izlemedim gibi bir şey.

ug dedi ki...

avrupada adamım predrag danilovic' ti, nba' de ise penny hardaway. final four gazına abdi ipekçi ye asvel maçına gitmiştik, ne günlerdi be. hatırladıkça anlıyorum ki yaşlanmışız

dialethic dedi ki...

biz mi yaşlandık bunlar mı baydı bilmiyorum da basketbol oynamak hala zevkli.

YapiYapo dedi ki...

Benim aklıma çocukluğuma kabus gibi çöken gs'lı maykıl skörs ve dawkins ikilisi geldi şimdi.
Aman yarabbim hele sallabaş skörs.!!

efesliler dedi ki...

90lar güzel yıllardı.. Basketbol basketboldu. Efes başka bir takımdı. Milli takımdı...

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP